
Gerçek Zenginlik: Deprem sonrası kurulan o sessiz konteyner kentlerin arasında yürürken durdu genç adam. Etrafındaki metal duvarlara, dar sokaklara ve her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışan gölgelere baktı. O an, zenginliğin banka hesaplarında değil, mutfak masalarındaki o boş sandalyelerde gizli olduğunu anladı. Bazı evlerin kapısında, bayram namazından dönecek babasını bekleyen çocuklar yoktu artık. Bazı mutfaklarda, sabahın neşesiyle kahvaltı hazırlayan o şefkatli annelerin sesi kesilmişti. Bazı kapıların önünde ise, bayram sabahı elini öpecek birini bulamayan mahzun evlatlar duruyordu. Kendi kendine fısıldadı: "Ne kadar zenginsin... Farkında mısın?" Yeni alınan ayakkabılar, pırıl pırıl oyuncaklar, en şık kıyafetler... Hepsi o an anlamını yitirdi. Çünkü gerçek "bayramlık", bir mağazadan alınan kumaş değil; yanı başında nefes alan sevdiklerinin varlığıydı. Eğer bu bayram babana sarılabildiysen, annenin sofrasında o sıcak lokmayı paylaştıysan ve evladının gözlerinin içine huzurla bakabildiysen; bil ki sandığından çok daha zenginsin. Hayatta yeri dolmayan tek hazine, sevdiklerimizle içtiğimiz o bir bardak çaymış meğer. YAZAR MEHMET AKİF CAN