BEŞERİYET DESTANI

1 ay önce|Yazan: Yönetici|1 dakika
BEŞERİYET DESTANI
BEŞERİYET DESTANI

BEŞERİYET DESTANI

BEŞERİYET DESTANI

​Karanlığın bağrından süzüldü bir damla nur, Toprak nefes alınca dindi o sonsuz gurur.

Âdem’in adımları arzı vatan eyledi, Ruh bedene değince kâinat can diledi.

​Dağları Ferhat gibi deldi geçti elleri, Çöllere hayat verdi sevda dolu dilleri.

Mağara kuytusundan saraylara göç ettik, Ateşin şulesiyle karanlığı mahvettik.

​Uygarlıklar yeşerdi nehirlerin izinde, İnsanlık şekil buldu tarihin dehlizinde.

Kimi zaman hançerle, kimi zaman kalemle, Yazıldı bu hikâye bin bir türlü elemle.

​Bilgelik bahçesinde hikmetle çok donandık, Nefsin kör kuyusunda gafletle biz sınandık.

Nuh’un gemisindeydik, gök yarılıp akarken, Yeni bir dünya kurduk, güneş ufka bakarken.

​Yıldızlara göz diktik göğe kanat açarak, Karanlık gecelerden aydınlığa kaçarak.

Demiri hamur ettik, çeliğe verdik şekil, Akıl denen rehberle olduk mülke bir vekil.

​Lakin hırsın ateşi bazen yaktı dünyayı, Savaşlarla kirlettik o masum o pak rüyayı.

Bir yanda sonsuz sevgi, bir yanda derin nefret, İnsanoğlu kendine hem rahmettir hem mihnet.

​Destan henüz bitmedi, mühimdir her bir karar, Geçmişin aynasıyla bugün yarına yarar.

İlimdar der; aşk ile yoğursak her bir anı, Güneşle mühürlenir beşeriyet destanı.

Orhan Oyanık (İlimdar)